Spor yazarları A Milli Takım için ne dedi? | "Altay’dan attığım ok, Alp dağlarını aştı"

Özgür Koç
19.11.2025 - 08:28 | Son Güncellenme: 19.11.2025 - 08:49

Spor yazarları, A Milli Futbol Takımı'nın 2026 FIFA Dünya Kupası Avrupa Elemeleri E Grubu altıncı ve son maçında İspanya ile deplasmanda 2-2 berabere kaldığı karşılaşmayı değerlendirdi. İşte detaylar...

Spor yazarları A Milli Takım için ne dedi? | "Altay’dan attığım ok, Alp dağlarını aştı"

La Cartuja Stadı'nda oynanan ve ilk yarısı da 1-1'lik eşitlikle sona eren karşılaşmada milli takımın gollerini 42. dakikada Deniz Gül ve 54. dakikada Salih Özcan attı.

Bu sonuçla Türkiye, grubu 13 puanla 2. sırada bitirdi. Grupta ilk puan kaybını yaşayan ve 16 puan toplayan İspanya ise grubu lider tamamlayarak Dünya Kupası'na katılma hakkı elde etti.

Spor yazarlarının karşılaşmayla ilgili değerlendirmeleri şöyle:

Uğur Meleke: "Artık klasik bir 9 numaramız var!"

Dün Sevilla’da hem Türkiye, hem de İspanya ideal 11’lerinden uzak kadrolarla sahadaydılar. Ancak bizim yetenek havuzumun İspanyollar’dan dar olduğunu, kadromuzda Hakan-Arda’nın muadillerinin bulunmadığını hesaba katarsak, ay yıldızlıların çok daha eksik bir kadroyla mücadele ettiğini söyleyebiliriz.

Montella hem kadromuzdaki eksiklerden hem de maçın sıralamayı değiştirmeyeceği gerçeğinden hareketle, 5-4-1’i denedi İspanya’ya karşısında. Müsabakanın ilk yarısında adeta “Çanakkale geçilmez”di tek stratejimiz. Beşli savunmamız olağanüstü derindeydi, ilk devrede bir korner dışında neredeyse hiç geçemedik üçüncü bölgeye. İspanya topla yüzde 80’le oynadı, rakip ceza alanında topla buluşma 22’ye 4, şutlar 12’ye 2 idi. Altay ilk 45’te dört net pozisyon çıkararak oyunda tuttu bizi. 42’nci dakikada İspanya’ya karşı tek üstün olduğumuz detayı, duran toplardaki eşleşme problemlerini kullanarak attık golü. Maçtaki ilk sayımızı kaydeden Deniz Gül, sahanın en iyilerinden biriydi. Milli takımımıza zaman zaman klasik santrforlu oynama opsiyonu da yaratabileceğini kanıtladı Deniz... Portolu genç oyuncunun kazanılmasıyla, uzun zaman sonra “artık klasik bir dokuz numaramız var” diyebiliriz milli takımımızda.

iKiNCi DEVREDE ÇOK DAHA iYiYDiK

Sevilla'da ikinci yarının başlamasıyla tamamen değişti maçın hikayesi. Bu değişimin de iki temel sebebi var:

1-) De La Fuente 46’da merkezden Merino’yu çıkarıp Olmo’yu on numaraya kaydırdı. Bir ekstra forveti, Ferran’ı ekledi ön tarafa. Orta sahayı ikiye düşürdü. Ve böylece ilk 45’te merkezde 3’e 2 kalmamızdan kaynaklanan problemleri De La Fuente’nin bu yanlış değişikliği çözmüş oldu adeta

2-) Montella da belli ki ilk devredeki çekingen görüntümüzden rahatsızdı. İkinci yarıda savunmamız çok daha fazla öne çıktı, daha çok pres yaptık önde. Topa daha çok sahip olduk, cesur oynadık ve biz de fırsatlar yakaladık. İrfan Can ve Barış’ın pozisyonlarında biraz daha şanslı olsak, Sevilla’dan 1 puandan fazlasıyla da çıkabilirdik. Milli takımımız için her anlamda iyi bir testti dün gece. (Hürriyet)

Attila Gökçe: "Altay’dan attığım ok, Alp dağlarını aştı"

1954 Dünya Kupası’nın acısını unutabilir mi İspanyollar? Sanmıyorum. İki takım kendi sahalarındaki maçları kazanınca o günkü statü onları tarafsız saha Roma’ya götürmüştü. 2-2’lik maçın kaderi İtalyan çocuk Franco’nun eline kaldı. Kura atışını o yaptırdı ve Türkiye kazandı…

Yukarıdaki satırları genç arkadaşlar için yazdım. İspanya’yı eleyen Türkiye, 1954’ün “Fantom/Hayalet” takımı olarak adlandırılıyordu.

Her neyse… Heyecanlı, garip bir ilk yarı yaşadık. Skor tabelası 1-1 yazıyordu ama, Deniz Gül’ün Unai Simon’a attığı o gol, İspanya’nın eleme grubunda yediği ilk gol olarak not edildi. Biraz canlarını acıtmış olduk. Hele play off maçlarını kafaya takıp soğukkanlı ve doğru tercihlerle Montella’nın sahaya sürdüğü kadroya bakınca, topa sahip olmada 73-27’lik ezici bir baskı yediğimizi kabul etmemiz gerekir. Ancak bu baskı Konya’daki 6-0 gibi değildi. Kaleci Altay, dört kurtarışla arkadaşlarını oyunda tuttu…

Kaptan Merih, Ferdi, baştan sona Orkun ve motorları ancak ikinci yarıda ısıtan Barış Alper oyuna denge getirdi. Deniz de hücum pozisyonlarında rakibi yıpratan koşular attı. 54’de Salih Özcan’la öne geçtik. Bu gol, ”Türkiye’ye saygı çağrısı” oldu. Oyarzabal’ın 62’de attığı golle durum yeniden dengeye geldi. (1954 Roma rüzgarı gibi)…

Şimdi ayrıntıları bırakıp hakikate bakalım: Montella tüm oyunu çok iyi yönetti. Girenler-çıkanlar, “dünyanın en iyi takımı” karşısında onurlu bir mücadele verdi. Elbette eksik kaldığımız, yanlış yaptığımız da oldu. Maçın bütününe baktığımız zaman Altay’ın topu oyuna sokarken 5 rakibini tek vuruşla adeta “paralize” etmesi, Barış Alper’in çift röveşatası, yine Altay’ın en az 6 kurtarışı, Ferdi, Eskihellaç, Çağlar, Merih, Zeki… Yanisi kül haline hepisi!

Bir de şiir size: Altay’dan attığım ok, Alp dağlarını aştı… Şairini ve gerisini siz bulun! Bravo Türkiye! (Milliyet)

Cem Dizdar: "Muazzam iki hazırlık maçı!"

Her koşulda münakaşaya hazırlıklı olduğumuzdan sahaya gönderilen kadroyu gördüğü anda sosyal medyada infiale kapılanların oluşturduğu kalabalığı tahmin ediyorsunuzdur sanırım. Vincenzo Montella takımlarında az süre alan, İrfan Can Kahveci gibi kadro dışı kalan ya da ezber isimlere alternatif oyuncuları 11’e yazarak ne yapmaya çalışıyordu acaba? Çoğunun yanıtı, ‘Bu adam futbolu bilmiyor’dur sanırım! Oysa hem farklı oyuncuları hazırlayıp, piyasa değerlerini korumak hem de Dünya Kupası yolundaki iki maç için takım için de alternatif bir takım oluşturup milli takıma çağrılan her oyuncuyu hazır tutmayı düşünmüş olamaz mı? Farklı oyuncularla farklı oyunlar denemeyi… Bir kez daha gördük ki biz sadece sonuç peşinde koşarken, o sonucu almak için çocuk yaşlarından beri aynı işleri yaptıklarını her hamlelerinde belli ediyordu İspanya Milli Takımı. İlk devre 1-1 bitmiş olsa da hızlı ancak aceleci olmayan tarzlarıyla bizimkilerden yaklaşık 4 kat fazla pas yapmışlardı (441/120).

Alınabilecek kadar pozisyon...

Topun yönünü değiştirerek 4. dakikada attıkları gol de ilginçti! Dani Olmo’nun vuruşunu biz 2002’den hatırlıyoruz! Brezilya’nın 1-0 kazandığı Dünya Kupası yarı final maçında ‘Gerçek Ronaldo’ eskiden ‘Pis burun’ ya da ‘Baba burun’ adı verilen bu vuruşla atmıştı golü. Daha az bir arada oynadıkları için ön alan oyunlarını kurgulamakta zorlanıyorsa da milli takım ilk devre boyunca kaleyi ve çevresini iyi savundu. Geri kalanını da Altay Bayındır halletti. İkinci devrede ise daha örgütlü, alanı daha doğru kullandı bizimkiler. Yani iki devrede çeşitli varyasyonları olan iki farklı oyunu böylesi bir maçta başarıyla icra ettiler. Ezcümle.. ’Kadro mimar, mühendislerinin ülkesi’nde İspanya gibi bir takıma karşı iki gol atıp alınabilecek kadar pozisyon aldı milli takım. Ve Dünya Kupası yolundaki son iki maç için muazzam iki ‘Hazırlık maçı’ yapmış oldu. (Fanatik)

Olcay Çakır: "Milli duruş!"

Hiç kimse İspanyollar’ın bu maçı hafife aldığını iddia edemez; ‘Grupta son, amaçsız maç gibi bir yaklaşım da doğru olmaz. Maç öncesi basın toplantısında Luis De La Fuente’nin hırsı zaten dikkat çekiyordu ve sahaya çıktıklarında gösterdikleri başlangıç da her şeyi anlatıyordu. Hatta bu bile yetmediyse, yedikleri gollerden sonraki reaksiyonları o anı, o ciddiyeti, o duyguyu gayet iyi özetliyordu. Dün sahada mücadele eden çocuklara şunlar da olsaydı daha farklı olurdu demek büyük haksızlık olur.

Milli formayı giyen herkesin nasıl bir bilinçle mücadele etmesi gerektiğini dün gece net şekilde gördük. Dakikalar yanılmıyorsam 16’yı gösterirken, ilk maçın birebir aynısının olmayacağına dair o ilk isyan ateşi yakıldı. Bana göre takım tam da o an kurduğu organizasyonla neden olmasın özgüvenini kazandı. Kaleden itibaren kırdığımız baskı, kurduğumuz oyun ve rakip kaleye hangi yöntemle gidebileceğimizi gösteren o akış, kaybedecek hiçbir şeyi olmayan milliler adına ilk kırılma noktasıydı. Bu sekans, grubun ve turnuvanın iddialı takımı İspanya’ya da bu maçın ilk karşılaşma gibi olmayacağını hissettirdi.

Helal olsun size

Altay kalesinde adeta devleşti. Barış Alper futboluna güçlü bir dönüş sinyali verdi. Deniz Gül ise attığı golle büyük bir açığımızı kapatacağını adeta haykırdı. Orkun–Salih ikilisi ideal on bir tartışmalarını biraz daha karmaşık hale getirdi. Defans ve orta saha bloklarımızı iyi kapattık, bireysel hatalardan goller yedik ama olsun; bu maçın prestij dışında büyük bir anlamı yoktu. Ancak ortaya konan karakter, milli duruş ve bu duruşun getirdiği prestij, skorun kendisinden çok daha değerliydi. Tebrikler çocuklar… İlk maçta hepimiz sinirlendik, kızdık; siz de aynı duyguları yaşadınız. Ama rövanşı, öyle ya da böyle, aldınız. Helal olsun Montella, helal olsun size. (Fanatik)

Gürcan Bilgiç: "Biz attık, biz yedik"

Başından sonuna inişli-çıkışlı duygularla seyredilen bir maç oldu. İspanyollara bu kadar teslim olan, oyunu da topu da bırakan "çaresiz" bir milli takıma bakarken, beraberlik golü ile birlikte "Bizim Çocuklar" sahnesi çıktı ortaya.

Montella'nın son maça göre sekiz rotasyonu vardı. Sarı kartı olanları korumaya alıp, play-off'lara "temiz" çıkmak istedi. Mantıklı bir bakış açısı aslında. Dünya Kupası'nın raconu iki maçta kesilecek ve "birinci çocuklarımızı" riske atmamalıydık. Montella, Konya'daki hezimetten ders almış, dirençli takıma dönmüştü. Ama yine maçın kahramanlarından biri kalecimiz. İlginç bir durum. Yediğimiz golleri onlar mı attı, biz mi yedik; sonuna kadar tartışırız. İki golün soldan gelmesi, İrfan Can- Zeki ikilisinin "şeffaf" moda geçmesi de cabası. İki golde de Samet'in ıskaları var. İkinci golde Çağlar'ın rakibe iki asisti. Barış Alper'in hücum gücünü tek başına taşıdığını, sahaya koyduğu karakteri belirtelim. Ferdi üstünden sol kanadı defansif- ofansif iyi kullandık. Geriden gelmek, öne geçmek, takımın parçası olduğunu göstermek, arkadaşının yardımına koşmak ve sonucu kabul etmemek… Çocukların yeteneklerini, yeterliliklerini tartışabiliriz. Ama ellerinden geleni yaptılar, böyle bir deplasmanda direndiler, uzatma dakikalarını eksik oynadılar. Beklediğimizden daha keyifli bir gece oldu. Yolumuz açık… (Sabah)

Murat Özbostan: "Karizmayı çizdiler, alkışı çok hak ettiler!"

6-0 yenildiğimiz İspanya karşısında ortaya koyduğumuz mücadele harikaydı.. Eksikler ile sarı kart limitinde olan oyuncuları Montella oynatmadı.. 5-4-1 düzeniyle sahaya çıktık. Amacımız gol yememekti.. Maçtan da berabere ayrılırsak bu bizim için büyük bir başarı olacaktı.. Bu plan daha dördüncü dakikada sekteye uğradı.. Fakat savunma disiplini kopmadı, farkın daha açılacağı endişesini yaşasak da Altay'ın kritik kurtarışları takımı da oyunda ve ateşte tuttu. Çok nadir geliştirdiğimiz pozisyonlardan birinde de golü bulduk.. İkinci yarıda ayaklarımız yere daha sağlam basmaya başladı, üzerimizdeki endişeyi ve korkuyu da attık. Barış'ın röveşatası ve arkasından gelen muhteşem organizasyonda nefis bir gol... İspanya taraftarı bile şoka uğramıştı, hatta yanımızdaki ülkenin basın mensupları da… Bu kadar ağır rotasyona rağmen takımın göstermiş olduğu güç gösterisi play-off adına çok umut vericiydi. İspanya'nın karizmasını çizmek mühim meseledir.. Galip de gelebilirdik.. Özellikle bu maçta şunu gördüm; kim oynarsa oynasın, ülkesinin milli formasını giyen oyuncular görevlerini layıkıyla yerine getirmeye çalışıyorlar.. Ama özellikle Orkun, Salih ve Merih'e bayıldım.. Altay çok başarılıydı.. Bu kalede olmaya da devam etmeli.. Evinde yenilgi yüzü görmeyen bir takıma karşı ortaya koyduğumuz mücadele ruhu, bizi play-off adına çok fazlasıyla umutlandırdı. İspanya'nın karizmasını hem de kendi taraftarının önünde çizen Bizim Çocuklar'ı kutlarım.. Playoff'taki rakibimiz düşünsün! (Sabah)

Fatih Doğan: "Onur gecesi"

Skora göre yazı yazmayı tercih etmem… İspanya-Türkiye maçının sonucuna bakıp yazacak değiliz. Dünya Kupası yolunda, gruplarda bırakın maç kaybetmeyi tek gol yememiş, üstelik bizi kendi evimizde 6-0'la geçmiş İspanya'ya iki gol atıp yenmeye kalkışmak çok önemli bir başarı… Santrfor Deniz Gül'ün A Milli Takım tarihinde Recep Adanır'ın (Ocak 1954) ardından İspanya'ya deplasmanda gol atan ikinci oyuncu olmasının değeri kadar ekseriyette hakim olan "Bırakın gol atmayı 6-8 tane yemeyelim" kaygısını yıktı. Bu havayı Montella kendi destekledi. 11'in gediklisi 4-5 oyuncuyu sakat ve cezalı olduğu için oynatamayan Montella'nın, sarı kart görmesinler diye Arda ve Kenan'ı, belki de Uğurcan'ı oynatmaması "Bu maçı daha az önemsediği" algısını güçlendirdi. En kolay maçlarında, en stressiz zamanlarında bile 4-6-0'la oynayıp santrforsuz oyundan vazgeçmeyen İtalyan hocayı, 5-4-1'le sahaya çıkıp Barış'ın da orta sahaya çekildiği bir dizilişte Deniz'i ve golünü konuşmak önemli ve uzun bir konu. Bu sonucu daha çok Montella'ya mı yazmalıyız, kurtarışlarıyla kendi takımında bile oynamayan Altay, Deniz Gül ve Salih hatta Orkun başta olmak üzere İspanya'yı evinde sallayan, yüreklerini ortaya koyan futbolcularımıza mı? Pek karar veremedim. Bu maç gösterdi ki A Milli Takım'ın kadrosunda sadece A planı değil, B ve C planları da çıkaracak geniş, kaliteli kadro var. Milli Takım'ı hem mücadelelerinden hem de 2-2'lik sağlam başarıdan dolayı kutluyorum. Biz artık iki play-off maçını düşünelim… (Sabah)

Fatih Doğan: "Onur gecesi"

Skora göre yazı yazmayı tercih etmem… İspanya-Türkiye maçının sonucuna bakıp yazacak değiliz. Dünya Kupası yolunda, gruplarda bırakın maç kaybetmeyi tek gol yememiş, üstelik bizi kendi evimizde 6-0'la geçmiş İspanya'ya iki gol atıp yenmeye kalkışmak çok önemli bir başarı… Santrfor Deniz Gül'ün A Milli Takım tarihinde Recep Adanır'ın (Ocak 1954) ardından İspanya'ya deplasmanda gol atan ikinci oyuncu olmasının değeri kadar ekseriyette hakim olan "Bırakın gol atmayı 6-8 tane yemeyelim" kaygısını yıktı. Bu havayı Montella kendi destekledi. 11'in gediklisi 4-5 oyuncuyu sakat ve cezalı olduğu için oynatamayan Montella'nın, sarı kart görmesinler diye Arda ve Kenan'ı, belki de Uğurcan'ı oynatmaması "Bu maçı daha az önemsediği" algısını güçlendirdi. En kolay maçlarında, en stressiz zamanlarında bile 4-6-0'la oynayıp santrforsuz oyundan vazgeçmeyen İtalyan hocayı, 5-4-1'le sahaya çıkıp Barış'ın da orta sahaya çekildiği bir dizilişte Deniz'i ve golünü konuşmak önemli ve uzun bir konu. Bu sonucu daha çok Montella'ya mı yazmalıyız, kurtarışlarıyla kendi takımında bile oynamayan Altay, Deniz Gül ve Salih hatta Orkun başta olmak üzere İspanya'yı evinde sallayan, yüreklerini ortaya koyan futbolcularımıza mı? Pek karar veremedim. Bu maç gösterdi ki A Milli Takım'ın kadrosunda sadece A planı değil, B ve C planları da çıkaracak geniş, kaliteli kadro var. Milli Takım'ı hem mücadelelerinden hem de 2-2'lik sağlam başarıdan dolayı kutluyorum. Biz artık iki play-off maçını düşünelim… (Sabah)

Senin için hazırladığımız haberler